Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

GENÇLER ÇOSTU

GOLLER: ÜMIT KARAN (2), ISMAIL GÜLDÜREN

EN BÜYÜK ANKARA

YILLARDIR bir kenara itip unuttukları Gençlerbirliği için koşmuşlardı stada... Tam ondört sezondur hasretiyle yanıp tutuşulan Türkiye Kupasının sahibi Arslan Yürekli futbolcuların alınlarından öpmek için yerlerini almışlardı tribünlerde. Kayresi'deki finalde o trilyonluk Fenerbahçe'yi yasa boğan Kırmızı-Siyahlıları alkışlamanın gururunu yaşamak için elele vermişlerdi. Ve işte İstanbulspor'uda devirip gururla karşılarına dizilen Ümit Karan ve arkadaşlarını, gözleri yaşlı bağırlarına basıyordu Ankaralı..

Ne büyük mutluluk bu, değil mi?Ne büyük onur, ne büyük gurur bu.. Geçte olsa, bu futbol ustalarının layıkıyla desteklenmesi gerektiğini anlayabildik mi? O halde, artık tribünlerden ayrılmayın lütfen.. Yalnız bir kale arkasını, marotonun-kapalı tribünün yarısını değil, dün bir gelin gibi süslediğiniz yaşlı 19 Mayıs Stadı'nın tüm koltuklarını doldurun.Şimdiden gelin, yerlerinizi ayırtın ki, gelecek sezon Avrupa'da mücadele verecek Gençlerbirliği'nin başarılarında sizin de katkınız olsun..

Yıllardır bir avuç vefakara oynayan futbolcular bile sizleri tribünde görünce şaşırdılar.İnanın ayakları titreyerek çıktıkları maçta, bu yüzden iyi oynayamadılar ilk 45 dakika.. Ardından bir çoştular, pir çoştular.

İsmail Güldüren'i, Mehmet'i,Tolga'sı, Nihat'ı, Thomas'ı, Serkan'ıyla saldırdılar. Kona yarattı, gol atmak için yaratılmış Ümit Karan attı.Bir yetmedi, skoru 2-0 yaptı. Güldüren'in üçüncü golü, daha bir güldürdü. Takımın bu günlere gelmesinde büyük emeği olan Patrick, 90 dakika boyunca yan gelip yattı. Kasları değil ama "bravo" diyerek arkadaşlarını desteklemekten, sadece çenesi yoruldu.Tıpkı şeref tribününde kasılmaktan bitap düşen, İlhan Cavcav ve yandşları gibi..

Darısı gerçek dostlara.. üşenmeyip, kilometrelerce yolu katedip "En büyük Gençler" diye bağıranlara.. Kötü gün yoldaşı unutulmaz..

Bundan sonra herkes elele, En büyük Ankara..

SSERDAR ULUER: HÜRRIYET